‘Teknoloji’ kategorisi


Sudan ucuz bir N900

Çarşamba, 27 Ocak 2010

Nokia N900 gibi bir cep yapar da Çinliler kopyalamaz mı? Hem kopyalar; hem de sudan ucuza satar!

Bu ilk Nokia N900 kopyası değil ama gerçek bir N900′e en çok benzeyenlerden birisi olmayı başarıyor.

Nokia’nın yeni amiral gemisi N900, Linux kullanıyor ve cep telefonundan ziyade bir cep bilgisayarı özelliklerine sahip. Geliştirilen yazılımlar ile birlikte çok güçlü bir seçenek olacak.

Kopyaya geri dönersek, tasarımıyla, portların yeriyle ve N900 tarzında QWERTY klavye dizilimiyle neredeyse birebir bir kopya yapılmış. Ama aldığınız aslında sadece bir N900 kasası oluyor…

Bakın bu telefonda neler neler yok!

Olmayan özellikleri arasında ise Maemo 5, ARM Cortex A8 işlemci, 32GB dahili bellek, WiFi, 3G, Carl Zeiss lens var; yani yok.

Özetle Nokia N900′ü, Nokia N900 yapan özellikler bu cep telefonunda yok. İşlemcisiyle, işletim sistemiyle ve kablosuz bağlantı özellikleriyle kasa ile alakasız bir cep telefonu satılıyor.

Çinli kopyalarda artık adet haline geldiği üzere çift SIM kart desteği var. Yani iki farklı hat kullanabiliyorsunuz. Ama bu tek başına bu kopyayı kurtarmaya yetmiyor.

Aslında bu cep telefonu bir S60. 3.2 inç ekranında 240×320 piksel çözünürlüğü var ve 120 dolara satılıyor.

Firefox YouTube’u desteklemeyecek

Çarşamba, 27 Ocak 2010

Firefox’tan herkesi şok eden büyük rest: Özgür tilki dev internet sitesine bakın nasıl savaş açtı.

Internet Explorer’dan sonra dünyanın en popüler 2. internet tarayıcısı Firefox’un geliştiricileri, YouTube’un seçtiği codec’i desteklemeyeceklerini açıkladılar.

Geçtiğimiz günlerde Flash yerine HTML5 video oynatıcı denemelerine başlayan YouTube, H.264 video codec’i seçti. Mozilla ise HTML5′i desteklemelerine karşın, H.264′ü Firefox’a eklemeye niyetleri olmadığını çok kesin ve net bir dille ifade etti.

H.264 yüksek kalitede görüntüyü verimli boyutlarda sunabilen, gelişmiş ve popüler bir codec. Tek sorunu ise lisanslı olması, yani Firefox’a bu codec’i eklemek demek, Mozilla için büyük masraf demek.

Mozilla’nın açıklamasına göre H.264 internette standart hale gelirse, lisans ücretleri bir bariyer oluşturacak. Bu standarda uygun tarayıcı yapmak isteyen yeni geliştiriciler, ücreti karşılayamadıkları için uygun bir tarayıcı yapamayacak, piyasaya giremeyecek. Bu internet geliştiricileri ve video içerik üreticileri için bir engel oluşturacak.

İşte H.264′ün bir yıllık ücreti!

Mozilla kendi lisans ücretini ödese de, kendisiyle yakın çalışmalar yürüten pek çok girişime ağır bir maliyet yükleneceğini belirtti.

Mozilla’nın H.264′ü sayısız iş ortağının özgürce kullanabileceği bir şekilde lisanslamasına da imkan yok. Yani Mozilla senede 5 milyon dolar ödemeye razı olsa da, özellikle Linux geliştiricileri, Wikimedia ve Participatory Culture Foundation gibi kurumlar açıkta kalıyor.

Bugün başarılan işlerin, HTML, CSS, JavaScript için lisans ücreti olsaydı başarılamayacağını belirten Mozilla, H.264 yerine ücretsiz Ogg Theora kullanılmasını istiyor. Mozilla, Apple, Microsoft ve Google kendi aralarında anlaşamadığı içinde HTML5 standardının, standart codec’i henüz belli değil.

Apple Ogg theora’nın donanım desteğini beğenmiyor ve patentinin şüpheli olduğunu söylüyor, H.264′ü şart koşuyor. Google iki tarafa da oynuyor ve Ogg’un YouTube gibi bir site için yeterince yüksek performansa sahip olmadığını söylüyor. Microsoft ise tartışmaya pek karışmıyor, daha IE’ye HTML5 desteği koymadığı için geriden geliyor.

Google ne yapacak?

Google’ın deneysel HTML5 video oynatıcısının H.264 kullanılması, Google ve Apple’ın el ele H.264′ü yaygınlaştırabileceğini ortaya koyuyor.

Video kalitesi yüksek olacaktır ama internette alnının teriyle bir şeyler geliştirmek isteyenler de ağır bir darbe alacaktır. İnternette belirli işler uzun vadede bu tür kararlar ise sadece dev şirketlerin tekeline girebilir. İşte bu yüzden Mozilla’nın sözlerine kulak verilmesi gerekiyor.

Ancak Ogg Theora da kimseyi tatmin etmiyor, Mozilla’nın kazanması için daha iyi bir alternatife ihtiyacı var. İşte burada Google’ın On2 Technologies’i satın alma çabaları devreye giriyor. Eğer Google bu firmayı satın alırsa On2′nun codec’leri için açık kaynak, lisans ücretsiz seçenekler sunabilecek.

On2′nun VP3 codec’i Ogg Theora’nın temelini oluşturuyor ve üçüncü bir alternatif sunuyor.

NASA’nın yeni kostümü

Çarşamba, 27 Ocak 2010


Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin yeni bir kıyafeti otaya çıktı.

Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, bir görev için yeni astronot kıyafetleri üzerinde çalışıyor.

Şayet planlandığı gibi NASA, 2020 yılında tekrar aya dönerse, büyük ihtimalle astronotlar yeni kıyafetleriyle görevlerini yerine getirecek. NASA’nın yaptığı açıklamaya göre bu kıyafet, astronotları daha mobil bir hale getirecek, yani hareket etmelerini kolaylaştıracak.

Aynı zamanda NASA’nın geliştirmiş olduğu yeni kıyafet astronotların mekik dışında iş yapabilmesini sağlıyor. Yetkililer, şu anda kullandıkları elbiselerin bütün ihtiyaçlarını karşılayamadığı için bu yeni kıyafeti geliştirdiklerini açıkladı. Bunun yanında NASA, 1960′lı yıllardan beri astronotlara özel uzay elbiseleri geliştiriyor.

Günümüzde astronotların giydiği iki tip kıyafet bulunuyor. Bunlardan birtincisi Advanced Crew Escape Suit (ACES). Bu kıyafet, uzay mekiğinin fırlatılışı esnasında ve yolculuğun belirli kısımlarında giyiliyor. Kumaş bazlı olan bu yumuşak kıyafet, astronotu hava ve okyanus inişleri esnasındaki su basınçlarına karşı korurken sağladığı su soğutması sayesinde astronotun vücut sıcaklığını sabit tutuyor.

Tam takım kıyafet ise bir adet hayatta kalma paketi, acil durum oksijen sistemi ve paraşüt bulunduruyor. Bu vesileyle astronotlar inişte meydana gelebilecek olan bir problem esnasında uzay mekiğinden atlayarak kurtulabiliyor.

Astronotların giydiği diğer bir kıyafet ise Extravehicular Mobility Unit (EMU). Astronotlar, mekik dışarısına çıkmaları gerektiğinde, örneğin bir yere güneş paneli yerleştirmeleri gerektiğinde bu kıyafetleri giyiyor. Bu kıyafet, özellikle belden aşağı giyilen kısmında çok kalın malzemeler bulunduruyor. Bu kalın malzeme astronotları mikrometeorlardan ve radyasyondan koruyor. Ancak EMU’nun ağırlığı tam tamına 136 kilogram. Bu da astronotların bacak aktivitelerini büyük ölçüde kısıtlıyor.

Görüntü cihazlarında Türk imzası

Çarşamba, 27 Ocak 2010

ODTÜ’lü araştırmacılar görüntü cihazlarının yapımında yeni bir teknoloji geliştirdi.

ODTÜ’lü araştırmacılar, katlanabilir özellikteki esnek görüntü cihazlarının yapımında gerekli binlerce rengi tek bir plastik malzemeyle elde eden teknoloji geliştirdi.

“Yeşil renk” oluşturulamadığı için bugüne kadar yapılamayan esnek malzemeler için literatürdeki eksiklikleri iki yıl önce tamamlayan araştırmacılar, son çalışmalarını çok daha ileriye taşıyarak “üstün özellikli” tek bir plastik malzemeyle binlerce tondaki rengi elde etti.

Yeni nesil polimer tabanlı malzemeler, maliyetleri düşük organik tabanlı güneş pilleri ile LED yapımında da kullanılacak.

ODTÜ, çalışmanın uluslararası patent başvuru işlemlerini tamamladı.

“PAHA BİÇİLMEZ ÜRÜN”

ODTÜ Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Toppare, görüntü cihazı ekranlarının katlanabilir gibi esneme özelliklerine sahip olabilmesi için her renk için ayrı ve onlarca sayıda polimer değil, geliştirdikleri tek bir polimerin yeterli olacağını söyledi.

Toppare, çalışmaları ile televizyon, bilgisayar gibi görüntü cihazlarının bu malzemelerle yapılabilmesi için renk geçişleri arasındaki zamanı mikron seviyelerine düşürme yolundaki çalışmalarının da sürdüğünü bildirdi.

Prof. Dr. Toppare, geliştirdikleri teknolojinin yarı iletken olma özelliğinin yanı sıra floresan özellikleri nedeniyle güneş pillerinin imalatında etken maddeler olarak da kullanılabileceğini bildirdi.

Toppare, ODTÜ’de, Devlet Planlama Teşkilatının desteğiyle kurulan Güneş Enerjileri Araştırma Merkezinde (GÜNAM) polimerik tabanlı güneş pillerinin üretilmesi için araştırmalara başladıklarını da açıkladı.

Tüm dünyada organik malzemelerden güneş pili yapımı için yüzlerce araştırmanın yürütüldüğünü aktaran Toppare, bu araştırmalarda yüksek verim gücüne sahip ve yeniden kullanılabilir pillerin düşük maliyetlerle üretilmesinin amaçlandığını söyledi.

Geliştirdikleri malzemenin, özelliği nedeniyle LED yapımında da kullanılabileceğini belirten Toppare, açıklamalarını, “Sayılan özelliklerin hepsini birden taşıyan tek bir malzeme maliyet düşüklüğü, kulanım alanlarının genişliği ve daha önemlisi benzersizliği yönünden paha biçilmez bir üründür” sözleriyle tamamladı.

FaceBook’un Son Bombası Sesli Sohbet

Çarşamba, 27 Ocak 2010

8×8 Inc.CEO’su ve Başkanı Dan Weirich; Sanal ofis üzerinde kullanılmak üzere PBX servis teknoloji üzerinden güvenliği en üst seviyede tutarak kurumsal ve kişisel iletişimde yeni bir nesil başlattıklarını,VoIP (Voice over Internet Protocol) Facebook (APP) uygulamasına katılıp profillerinde olan diğer arkadaşlarıyla sınırsız sesli iletişime geçilebilineceğini belirtti.


Bu sayede kimseye kendi telefon numaranızı vermek durumunda kalmadan ve istediğiniz an istediğiniz numarayı kendiniz belirleyerek bunu gerçekleştirmenin mümkün olduğunu söyledi.Facebook’da yapılan bu devrim gibi açılımda kimi işletmeler ve programların başı hayli dertte gibi görünüyor. (Skype,MSN)

Önce Uygulamanın bulunduğu sayfaya giderek BURADAN

Resimde görüldüğü gibi uygulamanın profiliniz içeriğine izin vermesini sağlayıp profilinizin sol tarafına yerleşimi sağlayarak,

iletişime geçmeye hazır olursunuz.

Bundan sonraki adım ise bu uygulamnın yüklü olduğu başka bir kullanıcının profil sayfasına giderek

sizin atayacağınız 100003xxxx numaraları tuşlayarak karşınızdaki de kabul ederse anında sesli olarak iletişim kurmanız mümkün oluyor..

Gmail kullananlar dikkat!

Çarşamba, 27 Ocak 2010

ABD Hükümeti Google’a da el attı; Mailleri izleyecek!

Çin’li hackerların Google’a yaptıkları saldırı ardından ABD hükümeti harekete geçti.

Gmail hesaplarına arka kapı erişim sistemi yaratıldı. Bu özellikle Çin’li hackerların neleri sömürüp sömürmediği bilgilerine ulaşmak için kullanmayı hedefliyorlar. Bir istismarın söz konusu olması ihtimaline karşılık. Bu sistem Google’a özgü bir sistem değildir. Dünya da örnekleri de vardır. İsviçre Kanada ve İngiltere gibi.


Bu sistem ABD’de 1994 yılında “İletişim Yardım Kanunu Uygulama Yasası” ile birlikde yürürlüğe sokularak, FBI ve NSA (Ulusal Güvenlik Acentesi) kontrolü altında telefon şirketleri yardımıyla gizli dinleme sistemini kurmuşlardır.

Ardından FBI yasadışı bir şekilde, Amerikalılar’ın telefonlarını dinlemiş, 2002 ve 2006 yılları arasında 3500 kere.Görevi kötüye kullanmak endişe verici olmasının yanında bunlar resmi olarak lanse edilen ve gün yüzüne çıkanları. Bunun dışında gayri resmi olanları siz düşünün.

Bu nedenle hemen akla gelen, sistemi de kontrol ve emniyete alan başka bir sistemin de gerekiyor olmasıdır. Kontrol edilemezse aynı olayların gerçekleşemeyeceğini kimse söyleyemez.

Bu riskler teorik değildir.11 Eylül’den sonra, NSA, telefon çağrılarında gizlice dinlemesi için bir nezaret altyapısını inşa etti, ve prosedürle ilgili kuralların, Amerikalı olmayanların ve uluslararası telefon çağrılarının, dinlenmek olduğunu belirtmesine rağmen ABD’de geniş yer buldu.NSA analistlerinin, onlara verilen yetki dahilinde kalmayıp haricinde de çokca veriyi topladığı anlaşıldı.

Ama o, bir telekomünikasyon nezaret altyapısının en ciddi yanlış kullanımı değildir. Yunanistan’da, 2004 haziran ile 2005 mart tarihleri arasında birisinin Yunan hükümetin üyelerine ait olan 100 cep telefonunu gizlice dinlediği tespit edilmiştir.Dinlenenler arasında başbakan,savunma bakanları,dışişleri ve adalet bakanları vardı.

Bunun ardından Ericsson, Vodafone’nin ürünlerine dinlemeyi sağlayan teknoloji yeteneğini inşa ederek sadece hükümet yetkililerinden gelen talep doğrultusunda sistemleri onlar için aktif ettiler.Ama yunanistan bu yaşananlar ardından bile sisteme başvurmadılar.

Bu noktada sorulması gereken soru;”Bu yasa koyucuları bir gün geldiğinde kendi kişisel hakları da aynı şekilde istismar edilirse o zaman ne yapacaklar?”


Windows Mobile 7 farkı

Cuma, 22 Ocak 2010

Microsoft’un yeni mobil işletim sistemi Windows Mobile 7′yle ilgili haberler, Dünya Mobil Kongresi’ne yaklaşırken giderek artıyor. Söylentilere göre yeni platform iki farklı versiyon halinde piyasda olacak. Business ve Media Edition olarak iki farklı versiyonu bulunacak.

Media Edition’da HD medya oynatımı, Xbox Live entegrasyonu, Facebook, Twitter, Silverlight ve bir çok diğer özellik bulunacak.

Business Edition ise güvenlik ve güvenilebilirliğe önem veren şirketler için geliştiriliyor. Bu versiyon, üçüncü parti üreticilerinin kendi arayüzlerini kullanmalarına izin verecek. Örneğin HTC kendi Sense arayüzünü bu platforma ekleyebilecek. Ayrıca bu versiyon Media Edition’dan daha uzun pil süresine sahip olacak.

Windows Mobile 7′nin iki versiyon halinde çıkacağı henüz söylenti olarak ortada dolaşıyor ancak gelen haberler bu durumun kesin olduğunu destekler niteliklte.

Turk.net

Facebook’un gözü Türkiye’de

Cuma, 22 Ocak 2010

Facebook’a yatırım yapan Accel’in ortağı Harry Nelis: Online oyunlara yatırım yapmayı düşünüyoruz. Türkiye diğer ülkelere açık ara fark atmış durumda. Türkiye’de internet oyunu konusunda çalışan girişimcilerle de çalışmayı düşünebiliriz. Neden olmasın?

İnternet ve teknoloji odaklı Nubridge Venture şirketinin dünyanın en büyük internet yatırımcısı şirket temsilcilerini Türkiye’ye davet ederek Türk internet pazarındaki şirketlerle biraraya getirdi.

Radisson SAS Otel’de yapılan toplantıda Türk internet pazarında yer alan şirketler, yabancı yatırımcılara kendini tanıttı.

Toplantıda 14 yatırımcı yabancı kuruluşun CEO düzeyindeki temsilcileri ile Türkiye’den ise 26 şirketin temsilcisi hazır bulundu.

YABANCI YATIRIMCILAR GİRİŞİMCİLERLE ÇALIŞMAK İSTİYOR
Aralarında hepsiburada.com, yemeksepeti.com, Doğan Online gibi şirketlerin CEO düzeyindeki temsilcilerinin sunum yaptığı toplantıda Türk firmalar ile yabancı firmalar biraraya geldi.Yapılan sunumların ardından yabancı yatırımcılar Türk gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin dünyanın yaşadığı erkonomik krizde neden Türkiye’yi bir yatırım üssü olarak seçtikleri sorusuna yanıt veren Çin’de yatırımlar yapan Ventech firmasından Alain Caffi, “Tabii ki bir durgunluk var ama innovasyon alanında bu durgunluğu yaşamıyoruz. Bizim portföyümüz bu durgunluktan çok da fazla etkilenmedi; fon yaratmaya devam edeceğiz ” dedi.

Big Bang Ventures şirketinin temsilcisi Barend Van den Brande ise “Bizi heyecanlandıran Türkiye’nin genç, dinamik bir nüfusa sahip olması. Türkiye sosyal medya alanında ilk 3 sırada yer alıyor. Türkiye’nin yeri diğer ülkelerle kıyaslandığında çok daha dinamik bir yere sahip” dedi. Almanya merkezli Acton Capital Partners şirketinin temsilcisi Jan- Gisbert Schultze de ” Türkiye’ye gözlerimizi çevirmiş olmamızın nedeni budur. Sermaye zorluğu var bunun için buradayız” diye konuştu. Endevourvision şirketinden Bernard Vogel ise ” Bizim genel kurallarımız yok. Farklı şirketlerin farklı yatırım boyutları vardır. Orada bir fırsat görüyorsak, yatırım için belirlediğimiz bir limit yok” dedi. Index Ventures şirketinden Shardul Shah da, ” Yatırım felsefemiz girşimcilerle çalışmak. Türkiye’ye geldiğimden beri çok canlı, çok dinamik bir yatırımcı olduğunu gördüm ” şeklinde konuştu.

FACEBOOK’UN ORTAĞINDAN MESAJ
Facebook’un yatırımcı şirketi Accel’in ortaklarından Harry Nelis ise Türkiye’de yenilikçi şirketlerle çalışmak istediklerini söyledi.

Yatırım miktarını belirlemediklerini kaydeden Nelis, Türkiye’de internet üzerinden oynanan oyunların oldukça popüler olduğunu ve bu konuda çalışmak istediklerini kaydetti. Nelis, İstanbul’da bir ofis açmayı planlayıp planlamadıkları ile ilgili bir soruya ise, ” İstanbul’da bir ofis açma planımız yok. Yerli ortaklarla yatırım yapıyoruz. Bütün yatırımları ise, Londra’daki ofisimizden yürütüyoruz. Ama eş yatırıma da açığız ” diye cevap verdi. Online oyuna mı yoksa şirketlere mi yatırım yapılacağı yönündeki bir soruya ise Nelis, ” Türkiye internet oyunu konusunda oldukça büyük bir potansiyele sahip. Online oyunlara yatırım yapmayı düşünüyoruz. Türkiye diğer ülkelere açık ara fark atmış durumda. Türkiye’de internet oyunu konusunda çalışan girişimcilerle de çalışmayı düşünebiliriz . Neden olmasın ? ” şeklinde cevap verdi.

Microsoft devrim peşinde

Cuma, 08 Ocak 2010

Microsoft geçtiğimiz günlerde iki yeni patent için başvuruda bulundu. Başvurusu yapılan patentlerden özellikle biri oldukça ilginç: “Giyilebilir Elektromiyografi Tabanlı Kontrol Cihazı”. Elektromiyografi, hareket eden kasların ürettiği elektriğin kaydedilebilmesi anlamına geliyor. Yani bu patent giyilebilir bir aygıt sayesinde vücudunuzdaki kasları oynatarak elektronik cihazlara kumanda edebilmenizi sağlamayı hedefliyor…

Microsoft başvuruda bulunduğu bu patentler için açıklayıcı bir video da hazırladı. Orijinal halini İngilizce olarak şu adresten izleyebileceğiniz video’da da gösterildiği gibi patenti başvurusundaki cihaz kullanıcıların elleri doluyken bile farklı aygıtları kumanda edebilmesini sağlayacak.

Windows XP kullanıcıları dikkat

Perşembe, 17 Aralık 2009

Windows XP SP3′e, Vista’ya ya da Windows 7′ye geçmeye teşvik ediyor. Windows XP SP3′ün teknik desteği 2014′e kadar devam edecek.

Microsoft yaptığı açıklamada 13 Temmuz 2010 tarihinde Windows XP SP2 ve Windows 2000 sunucu ve istemci desteğinin sona ereceğini açıkladı. Microsoft ücretsiz online yükseltme rehberi sunuyor.

Windows XP ve Windows 2000′den Windows 7, Windows Server 2003, Windows Server 2008 veya Windows Server 2008 R2′ye geçişte bu online rehberlerden yararlanmak mümkün.

Windows XP işletim sistemi piyasasının yüzde 69′undan fazlasını elinde tutuyor. Windows Vista yüzde 18.55 ve Windows 7 yüzde 5 piyasa payına sahip. Windows 7′nin payı artıyor.

Windows Vista’ya geçişi düşünenler de bu işletim sisteminin teknik desteğinin 2012′de sona ereceğini göz önüne almalılar. Microsoft destek süresini uzatacağına dair bir açıklama yapmadı.