‘Albert Einstein ne zaman doğdu öldü’ olarak etiketlenmiş yazılar


Albert Einstein (Aynştayn) Buluşları Ve Hayatı

Pazar, 07 Şubat 2010

Meraba arkadaşlar bugün sizlerle Albert Eintein’ın hayatını ve buluşlarını paylaşmak istiyorum.Albert Einstein 14 Mart 1879′da doğdu ve 18 Nisan 1955′de öldü.Albert Eintein Alman asıllı bir fizikçidir.
20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenebilir. Görelilik kuramını geliştirmiş, kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar sağlamıştır. Kuramsal fiziğine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiği açıklamadan dolayı 1921 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür. (Nobel Ödülü’nün ve Nobel Komitesi’nin o zamanki ilkeleri doğrultusunda, bugün en önemli katkısı olarak nitelendirilen görecelik kuramı fazla kuramsal bulunmuş ve ödülde açıkça söz konusu edilmemiştir.)
Ulm’da doğdu. Çocukluğunu Münih’de geçirdi ve ilk öğrenimini burada yaptı. Lise öğrenimini 1894′te İsviçre’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi. Albert Einstein sonradan İsviçre vatandaşı oldu ve Sırp asıllı bir kız öğrenci ile evlendi. Sonra Bern’de federal patent dairesinde görev aldı. Bu görevden arta kalan zamanlarda çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan problemler üzerinde düşünmek fırsatını buldu. Önce atomun yapısı ve Max Planck’ın kuvantum teorisi ile ilgilendi. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdu ve Avogadro sayısının değerini hesaplayarak teorisini test etti. Kuvantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisi oldu ve bunu ışıma enerjisine uyguladı. Bu da onun, ışık tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını sağladı. Bu yoldan fotoelektrik olayını açıklayabildi. Bu çalışmalarını açıklayan ve 1905 yılında “Annalen der Physik” dergisinde yayımlanan iki yazısından başka, üçüncü bir yazısı daha çıktı ve bu yazıda görecelik teorisinin temelini attı. Teorileri sert tartışmalara yol açtı. 1909′da Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Prag’da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü’nde profesör oldu. 1913′de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsünde ders verdi ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildi. İsviçre vatandaşı olarak 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldı.

İkinci defa, bu kez akrabası olan bir kadınla, evlendi; bu yirmi yıl içinde birçok özlü inceleme yazısı yayımladı ve bunlarda teorilerini geliştirdi. 1921′de Fizik Nobel Ödülü’nü kazandı.

Albert Einstein, yabancı ülkelere bir çok gezi yapmakla birlikte 1933′e kadar Berlin’de yaşadı. Almanya’da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya’dan ayrıldı. Paris’te College de France’ta ders verdi; burdan Belçika’ya oradan da İngiltere’ye geçti. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study’de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçti. 1955′de Princeton’da öldü.

Fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi. Kendisi özellikle zaman ve uzay için düzenlenmiş bağlılık (izafiyet) teorisiyle tanındı. Bu teori üç bölüme ayrılır: Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren sınırlı bağlılık (1905); eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren genel bağlılık (1916); elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri. Albert Einstein, ilk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar.Söylediği güzel bir söz vardır “Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar”

Hayatı,Eserleri,Çalışmaları
Einstein, 1879 yılında Güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda bu korkularının gereksizliği anlaşılacaktı. Giderek meraklı, hayal gücü zengin bir çocuk olarak büyüyordu.
Okulu hiçbir zaman sevemedi. Gerçekten de, genç Einstein’ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri, kendisinin de sonradan belirttiği gibi, okulda değil başka yerlerde atılmıştı: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklit geometrisi.Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!”
Lise öğrenimini 1894′te İsviçre’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi.Einstein, Sırp asıllı Mileva Maric adlı bir fizik öğrenci ile evlendi. Mileva, Einstein’nın 1905′te çıkardığı araştırmanın matematik hesaplarında yardımcı olmuştur. Maks Plank’ın kuantum fiziği teorisi üzerinde çalışıtı ve 1905 yılında ise zürich üniversitesinde New Determination Of Molecular Dimensions adlı doktora tezhini hazırlayıp doktor ünvanını aldı.Aynı zamanda modern fiziğin temelleri hakkında makalelerde yazdı.Annus Mirabilis Paper adlı bu çalışmasının
teorileri,bilim okullarında tartışılmaya başlanmıştı.Bu çalışmalardan Brownia Motia,the Photoelectric Effect ve Special Relativity nobel ödülüne aday gösterildi ve The Photo Electric Efect ile 1921 yılında nobel fizik ödülünü aldı.Bu çalışma
Quantum fiziği üzerineydi ve hv=k+w formülüyle fotonun olay sonucunda ki enerjisini hesaplamıştır.Ardından “Does the Intertia Of a Bodent?” adlı makalede E=m.c kare formülünü ortaya atmıştır..1908 yılında Bern’de okutmanlık ,1909 yılında ise Zürich üniversitesinde profösörlük yapan einstein bir süre de Parague Charles üniversitesinde çalıştıktan sonra tekrar zürichte ki görevine geri dönmüştür.1914 yılında 1.dünya savaşının çıkmasından sonra Bern de yerel bir üniversitede profösörlük yapıp,Prusya da ki Academy of Sciense üye olmuştur.1914 den 1933′e kadar Kaise Wilhelm fizik enstütüsünde müdürlük yapmış sonra da 1920-1946 yılları arsında Leids üniversitesinde Üstün Profösörlük görevinde bulunmuştur.1917 yılında radyasyonun Quantum Mekaniği üzerinde çalışmalar yapmış ve 1919 yılında da Milevadan boşanıp kuzeni Elsa Löwenthal ile evlenmiştir.1915 yılında Academy Of science de iken genel fizik kuramını oluşturan Newton’un çekim yasalarını kullanarak kendi teorisini oluşturmuştur.Bu teori ile Einstein,Hendrik Antoon Lorenta ve Paul Ehrenfest tarafından keşfedilmiştir fakat ingiliz bir çok astronot Einstein’ın teorilerini inandırıcı bulmamışlardır.1917 yılında meydana gelen güneş tutulmasının fotoğraflarının incelenmesinden sonra,Einstein’ın teorisi olan kütlenin uzay-zamanı geometrik olarak eğmesi,uzak yıldızlardan gelen ışıkların eğrilmesine neden olduğu düşüncesi ile bu eğrilik iç bükey olmalıydı diye düşünmüştü ve bu teori bilim dünyasında büyük bir yankı uyandırdı. 1921 yılında einstein teorisinin üzerinde çalışmak için Newyork’a gitti A.B.D’de Princeton üniversitesinde Institute Of Advanced Study’de profösörlüğe başladı ve 1945 yılında buradan emekli oldu.Einstein 1948 yılında son olarak Brendeis Üniversitesinde görev almıştır ve 18 nisan 1955 yılında 76 yaşında geçirdiği beyin kanaması yüzünden Princeton,A.B.D’de hayatını kaybetmiştir.Einstein’ın üzerinde çalıştığı son çalışması olan Generallized Theory Of Gravitation adlı çalışmasını tamalayamamıştır…..
Albert Einstein’ın Çalışmaları
*Molekül boyutlarının hesaplanmasına ilişkin yeni bir yöntem önerdiği ilk incelemesiyle Zürich Teknik Üniversitesi’nden fizik doktoru ünvanını aldı.İskoçyalı botanikçi Robert Brown’un çiçektozlarında gözlemlediği “Brown hareketi”ne ilişkindi. Brown’ın gözlemlerine göre çiçektozları gibi küçük parçacıklar durgun bir sıvının içinde bile, durmadan hereket ediyordu. Daha önceleri bu olayın rastgele hareket eden sıvı moleküllerinin küçük parçalara çarpmasından olduğu düşünülüyordu. Einstein bu incelemesinde brown hareketin bi matematiksel durum olarak açıkladı
*Einstein’ın üçüncü makalesinde gene yıllar önce keşfedilmiş çok ilginç bir olaya açıklık getiriyordu. Üzerine ışık gönderilen bazı maddelerin elektron yaydığı ama ışığın şiddetini arttığında yayılan elektronların enerjisinde değil yalnızca sayısında artış olduğu biliniyordu. Einstein fotoelektrik etki adıyla bilinen bu olayın açıklamasını yaparken ışığın hem dalgalar halınde hem de enerji yüklü küçük parçacıklar halinde yayıldığını öne sürdü. Bu parçacıklar yani bugünkü adıyla fotonlar maddeye çarptığında atomlardan elektron koparıyor ama serbest kalan elektronlar maddeden kurtulmaya çalısırken atomların çekim kuvvetiyle enerji kaybediyordu. Einstein özellikle bu çalısmasıyla 1921 Nobel Fizik Ödülü’ne değer görüldü.
*Einstein aynı yıl yayımlanan dördüncü incelemesi en önemlisidir. Bu makalesinde özel görecelik kuramını 1916 da dahada geliştirerek genel görecelik kuramına ulaşmıştır. Einstein’ın kuramına göre cismin kütlesi,uzunluğu hatta olay süresince zamanın akış hızı cismin hızına bağlı olarak değişir. Bunlar insana inanılmaz gelen devrimci düşüncelerdi ve benimsenmesi çok uzun zaman aldı. Einstein’ın görecelik kuramıyla vardığı en önemli sonuçlardan biri de kütle ile enerjinin eşdeğerliliğidir. Demek ki kütle bir enerji birimi olduğuna göre kütleçekimi de bir kuvvet olarak değil uzayda kütlenin varlığından kaynaklanan bir enerji bandı olarak düşünmek gerekir. Bu nedenle uzaydaki büyük kütleli gökcisimlerinin yakınından geçen ısık ısınlarının doğrultusunda bir sapma olur bu da uzayın eğrilmesine yol açar. Einstein enerji ile kütle arasındaki eşitliği ünlü E=mc2(KARE) bağıntısıyla gösterdi. (E)enerji, (c)ısığın çarpma sayısı, (m) kütle. Işık hızının kütlesi çok büyük bir sayı olduğundan çok küçük bir kütle çok büyük bir enerjiye eşit olur.

Albert Einstein Hayatı Yaşamı Biyografisi
Albert Einstein, Almanyada 14 Mart 1879 tarihinde doğdu. Doğumundan kısa süre sonra ailesi Munich’e taşındığı için eğitimine Munich’deki Luitpold Gymnasium’da başladı. Bu dönemlerde annesinin ısrarı ile keman dersleri alıyordu. 1894 yılında Hermann Einstein’ın iflası sonucu aile İtalya’ya taşındı. Bu dönem, Albert okulunu bitirmek için dönem sonuna kadar Munich’te kaldı. 1896 yılında ailesi tarafından eğitimine devam etmesi için Aarau, İsviçre’ye gönderildi ve Zurich’deki Swiss Federal Polytechnic School’a fizik ve matematik öğretmeni olmak için başladı. 1901’de mezun oldu ve İsviçre vatandaşlığına hak kazandı. Öğretmenlik yapabileceği bir pozisyon olmadığı için teknik asistan olarak İsviçre Patent Ofisinde çalışmaya başladı. 1905 yılında doktorasını tamamladı.

Patent Ofisinde çalıştığı sürede birçok önemli iş yaptı ve 1908’de Berne’e okutman olarak atandı. 1909’da Zurich Üniversitesinde Professör ünvanı ile çalışmaya başladı. Daha sonra 1911’de Prague Üniversitesinde Fizik Professörlüğüne erişti fakat 1912’de benzer bir pozisyon için Zurich Üniversitesine geri döndü. Burda, matematikçi Marcel Grossman ile çalışmaya başladı. Bu dönemde Albert, zamanı dördüncü boyut olarak tanımladı. 1914’de Kaiser Wilhelm Fizik Enstitüsü müdürlüğüne ve Berlin Üniversitesinde Professörlüğe atandı. Aynı yıl Alman vatandaşlığına geçti fakat 1933’de politik sebeplerden ötürü (Hitler’in ve Nazi Partisi’nin iktidara gelmesi ve kendisinin Musevi olmasi) bu haktan vazgeçip Amerikaya göç etti ve

Princeton Üniversitesinde Professör oldu. 1940 yılında Amerikan vatandaşı oldu ve 1945’de Princetondaki işinden emekli oldu.

İkinci Dünya Savaşından sonra Albert Einsten dünya üzerinde belirli bir saygınlığa ulaşmıştı. Kendisine yapılan İsrail başkanlığı teklifini reddetti fakat Dr.Chaim Weizmann ile Jerusalem Musevi Üniversitesinin kuruluşunda ortak çalıştı. 1945 yılında Roosvelt’e yazdığı mektupta nükleer silahların yapılabileceğinden bahsetti fakat Hiroşima faciasından sonra bu icadından dolayı duyduğu pişmanlık ile ölümüne dek nükleer silah kullanımına ve geliştirilmesine karşı bir tutum izledi. Atom Bombası

Albert Einstein, Avrupa ve Amerika’daki birçok üniversiteden fizik, tıp ve felsefe dallarında onursal doktora almaya hak kazandı. 1920’lerde Avrupa, Amerika ve Uzak Doğuda ders verdi. Çalışmaları sayesinde birçok ödül aldı, bunlar arasında Copley Nişanı (1925) ve Franklin Nişanı (1935) da vardır
1903 yılında kendisi gibi bir fizikçi olan Mileva Maric ile evlendi, bir kızı ve iki oğlu oldu. 1919 yılında Mileva’dan boşanıp kuzeni, Elsa Löwenthal ile evlendi. Aldığı ilk Nobel Ödülünü boşanırken eski karısı Mileva’ya verdi. 18 Nisan 1955’de Princetonda öldü. Ölümünden sonra yapılan araştırmalarda beyin yapısının normal bir insandan oldukça farklı olduğu, çektiği çeşitli sorunların bu yapıdan kaynaklandığı ortaya çıktı.